| |
Geri |
|
| |
 |
| Erdem Güven ÖKTEM |
|
| Yerli Savunma Sanayisinin Gelişimini İvmelendirme Yolları -2 | |
| 07.12.2007 | |
Önceki yazımda başladığım yüzde yüz yerli tasarım ve üretime dayanan bir savunma sanayisine sahip olmanın yollarını değerlendirmeyi bu yazımda da sürdürüyorum.
| |
|
| |
Bir önceki yazımda anlattığım yol haritasının başarıyla uygulanması sonucunda basitten karmaşığa, küçükten büyüğe ve sıradandan kritiğe doğru giderek birkaç on yıl içinde yurt dışından hiçbir silah sistemi satın almaya muhtaç olmayan çok daha güçlü bir orduya ve daha bağımsız hareket edebilen bir devlete kavuşmamız mümkün olacaktır.
Tasarlanan taşıtlarda kullanılacak parçaların bir bölümünün ilk başta yurt dışından temin edilmesi normaldir. Çünkü, şu anda Türkiye'de böyle bir üretimin olmaması nedeniyle yan sanayi de gelişmemiştir. Yurt dışına yapılacak satışlarla sağlanacak üretim miktarı artışıyla yan sanayi gelişecek ve yerli parça kullanımı yüzde yüzlere yaklaşacaktır. Bugünkü haliyle bile yıllık savunma sanayisi ihracatımız 500 milyon USD düzeyinde ise hedeflediğimiz noktaya ulaşıldığında bu miktar çok daha yukarılara çıkacaktır. Böylece yüzlerce yeni şirket kurulacak ve binlerce yeni işçiye iş olanağı sağlanacaktır. Bu gelişmeler sonucu kazanılan yetenekler diğer sektörlere de olumlu yansıyacak, o sektörler için yurt dışından temin edilen pek çok yan ürün de ülke içinden sağlanacaktır.
Bu yol haritası ciddi bir biçimde yürütülmeye başlandığında başta ABD ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere dünyanın önde gelen ileri teknoloji şirketlerinde çalışan Türk mühendisleri kendi bilgilerine ve yeteneklerine değer verilen ortamlarda kendi ülkeleri için çalışmaya gelecek ve hem teknik birikim, hem de kariyersel ilerlemeleri açısından yurt dışında sahip olduklarından çok daha fazla olanağı Türkiye'de bulacaklardır. Ortaya çıkacak binlerce yeni mühendis istihdamı ve ileri teknoloji yatırımı ile yıllardır yakınılan 'beyin göçü' sona erecek ve ülkemiz kendi yetiştirdiği değerlerden yüksek bir verimle yararlanabilecektir.
Bu denli derine inen bir yol haritasının bürokrat yada şirket yöneticisi düzeyinde sahiplenilmesi mümkün değildir. Bir önceki yazımda da değindiğim gibi normal şartlar altında bürokratlar bu gibi yüksek riskleri kendi inisiyatifleriyle alamazlar. Şirket yöneticilerinin öncelikli sorumluluğu ise haliyle temsil ettikleri sermaye grubunun kârlılığıdır. Bu nedenle, sözünü ettiğim yol haritası devletin en tepe yönetimi tarafından karara bağlanmalı ve gelişmeler bizzat onlar tarafından izlenmelidir.
1980'li yıllarda dışa bağımlılığı en aza indirmek amacıyla kurulmuş bir çok savunma sanayisi şirketi yıllar içinde ARGE şirketi haline getirilememiş, ne yazık ki müteahhit şirket kimliğine bürünmüştür. Teknoloji transferi projelerinde edinilen birikim yerli tasarımlarla somutlanamadan dağılmış ve kaybolmuştur. Dolayısıyla, bir adımı atarken ondan sonraki tamamlayıcı adımı, hatta adımları da nihai hedef çerçevesinde planlama gerekliliği açıktır.
Yerli savunma sanayisi şirketlerinden bir çoğu için asıl önemli olan ihaleyi almak ve en az risk ile yabancı bir şirkete yaptırmaktır. Yönetmeliklerle güvence altına alınan yerli katkı payı kuralından dolayı yabancı şirketler zaten yerli iş ortaklarına gereksinim duymaktadır. Müşteriyi daha iyi tanıyan, Türk olması nedeniyle daha güvenilir bulunan ve hatta emekli generaller tarafından yönetilmeleri vesilesiyle müşteriyle çok daha yakın ilişki kurabilen yerli şirketleri müşavirlik ajansına çevirmek yabancı şirketlerin de işine gelmektedir.
Bu gibi sorunların üstesinden gelebilmek için şirket yönetimleri profesyonelleştirilmeli, emekli askerlerden yalnızca görevleri sırasında kazandıkları uygulama uzmanlığı kapsamında yararlanılmalıdır. İstihdam edilecek personelin seçiminde tamamen nesnel ölçütler esas alınmalıdır.
Yerli savunma sanayisi şirketlerine, ülkemizin henüz sahip olmadığı teknolojik yeteneklerin kazanılmasına dönük hedefler verilmeli; bu hedefler yıllık olarak aşamalandırılmalı ve başarıyla geçilen her aşamanın sonrasında gerçekleştirilecek ödemelerle ARGE faaliyetleri finanse edilmelidir. Aksi takdirde bu şirketler, içinde bulundukları müşavir, temsilci veya yerli küçük ortak konumundan asla çıkamayacaklardır. TÜBİTAK, vb. kurumların ARGE desteği fonlarının dağıtılmasında sonuç odaklı olunması kaydı ile savunma sanayisine öncelik verilmelidir.
Bir sonraki yazımda, ileri teknoloji ülkesi olmamız için bürokraside yapılması gerekenler ve bu konuda yapılan önerilerle ilgili değerlendirmelerimi bulacaksınız.
Erdem Güven ÖKTEM Bilgisayar Mühendisi erdem_guven@hotmail.com
|
| |
|
| |
|
|
|
| Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olmak için tıklayın!
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
ANKET |
|
|
|
|
|
|
|
|