| |
Geri |
|
| |
 |
| Burçak Burcu SUNAY |
|
| Sahurdan imsak vaktine | |
| 13.09.2007 | |
| Sahurdan imsak vaktine uzanan, bambaşka olan, başka doğan yeni gün... Diğerlerinden anlamlı, manası derin, manası mutlak yeni bir gün... Yeni bir ayın, ayların sultanının ilk günü. Bütün aylar, geçmişte kalan, gelecek olanların imrenerek belki kıskanarak baktığı... Bir sultan misali gururlu, güzel yüzünü mağrurca sergilediği... | |
|
| |
Teşekkür vaktine doğacak güneş. Şimdi teşekkür zamanı. Almadan verene, nazı, isyanı, bile bile işlenen günahı affedene. Merhameti bir annenin yavrusuna duyduğundan daha güçlü olan, bağışlayan, inadına bağışlayan O kusursuz varlığa, O en yücesine şükretme zamanı... Zorlanmadan aldığın her nefes, içtiğin bir yudum su için, aklın başında olduğundan, Onlar ki bir hurmayla bütün bir günün orucunu tutarken kuş sütü eksik sofralarda iftar etme vakti. Açın, susuzun halinden anlamak için, doymak bilmez nefsinin terbiyesi için, tutabilecek sıhhatteysen...
Böylesi bir hoşgörüden, incelikten, mükemmel bir dantel misali işlenmiş nice ayrıntının gölgesinin altında irkiliyorum. Gözümün gördüğünden, kulağımın işittiğinden, elimin ayağımın işlediğinden sorumlu olsam da, nefsimin kör karanlıklarına girmenin, yasakları inatla delmenin, hak almanın, bir kalbi kırmanın, iftiranın, kötü sözün, küfrün hesabını verecek olmanın dayanılmaz hafifliği ya da dayanılmaz ağırlığı, hükme uymamanın getirisi değil götürüsü barizken utanıyorum kendimden...
Oysa, gün uzun. Oysa, çalışıyorsan ya da okuyorsan aklın almıyor hiçbir ayrıntıyı. Oysa, açlığa dayanamıyorsun, midene bir efendi gibi itaat etmek kolayına gelen. Oysa zor, meşakkatli, çetin... Ey Tanrım, beni görmezden gelebilir misin.... Üzerime okunan nice sabah ezanını, Namaz uykudan hayırlıdır derken müezzin uykunun tatlı mahmurluğu beni nasıl esir alıyorsa öyle işte... Her şeye bir mazeretim var Tanrım. Ben, yaratılmışların en kusursuzu ben insan... Ben üretirim nicesini. Senden isterken ki ısrarım bile utandırmıyorken beni... Ben aklımla, fikrimle efendiyim zikrimle değil... Ben durup dinlenmeden, vermeden almaya yatkın, vermeden almaya muktedir mükemmel varlık. Senede yalnızca bir ay, şapkayı önüme koyup düşünmek şöyle dursun, vaziyet çıkarmak şöyle dursun, hissetmek, yaşamak şöyle dursun... Benim kocaman nedenlerim var. Çünkü ey Tanrım, ben temiz kalpliyim, ben iyi bir insanım, kime ne zararım var benim, ibadete ne hacet...
Bu yazı Onlar için yazılmadı. İnanmayan, terazisi bile kurulmayacak olanlar için değil. Mezhebi, inancı farklı olanlar için de yazılmadı. Bu yazı, nüfus kağıtlarının din ibaresinde İslam yazan ve hepsi ondan ibaret olanlar için yazıldı. Akıl ve vücut sağlığı tam olan, mazereti de sözü de çok olanlar için... Ve kendini kandırma sanatı ucuz bir aldatmadan başka şey değil düşününce. Belki de aldatmaların en acısı, en anlamsızı ve en çok zararı dokunanı aldatılana...
Allahım, bu yıl da bu aya ermek nasip oldu. Bu yıl da yüzünü görmek, eşsiz bir ney tadında sesini işitmek nasip oldu. Bu yıl da orucumuzu tutacağız . Kabul edersen, nasip olduğunca, sağlığımız elverdiğince. Nice eksiğimiz, hatamız, günahımız olsa da Reyyandan Cennete yürümek nasip olur mu... Belki... Hz. Rabia misali yalnızca senin için, rızan için. Ekmeği zeytine katık yapıp akşam vakti onu çocuklarıyla paylaşan o annenin ruhuna biraz olsun yaklaşabilmek için... Sana giden yolda yürümek... Belki biraz daha yaklaşmak... Yollar farklı, ben yalnız yürüyorum... Affedilmek için...
|
| |
|
| |
|
|
|
| Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olmak için tıklayın!
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
ANKET |
|
|
|
|
|
|
|
|