| |
Kırmızı ışıkta geçme hakkına çağdaş şehir yaşamına göre, siren çalan polis araçları, itfaiye ve ambulans sahiptir. Tabii bir de devlet büyüklerinin güvenlik gerekçesiyle böyle bir "hakka" sahip olduklarını unutmamak gerekir. Bizim insanımız bırakın kırmızı ışıkta durmayı, geçerken uyardığınız takdirde, elinde bir silahı olsa sizi oracıkta hemen öldürüverir. Tabii bunun evveliyatına gitmekte fayda var. Çünkü bu insanlar köylerinde veya yaşadıkları kasabalarda bırakın kırmızı ışığı, normal bir yaya veya otoyol bile görmedikleri için, kırmızı ışıkta beklemek gariplerine hatta, zorlarına bile gidiyor. Çıkın Ankara'nın veya İstanbul'un en işlek caddelerine, kırmızı ışık yandığı halde araçların arasından geçmeye çalışan insanları görürsünüz, hatta yeşil ışıkta aracıyla geçmeye çalışan kişilere bir de kızdıklarına bile şahit olunabilir. "Ne acelen var kardeşim. Ezecek misin" diye çıkışırlar, hatta bu tartışmanın sonucu karakolda bile bitebilir. Tabii kırmızıdan geçiş üstünlüğünü gören sadece yayalarımız değil, sürücülerimiz de aynı telden çalmakta. Hatta biri diğerine yol vermediği için kavga eden, yaralanmayla hatta ölümle biten kavgalar bile olmakta.
GECEKONDU KÜLTÜRÜ BÜYÜKŞEHİRLERİMİZE HAKİM Köyünden gelip alelacele bir gecekondu yapıp, büyük şehirde yaşamaya başlayan insanlardan tabii ki bir anda modern şehir kültürüne uyum sağlamasını bekleyemezsiniz. Çünkü bu insanlar fiziksel olarak büyük şehirlerde olsalar bile düşünce yapısı olarak halen bıraktıkları köylerdedir. Bu düşüncelerle çağdaş kent yaşamına uymakta bocalayan bu kişiler, büyük şehirler için bir saatli bomba gibidirler. Çağdaş kent yaşamımızı bozan bir diğeri unsur ise, son 10-15 yıl içerisinde gece kondu kültüründen büyük şehir yaşamına uyum sağlamakta zorluk çeken gecekondu kültürü. Büyük şehirlerde gecekonduların yıkılmaya başlaması ve yerine modern binaların dikilmeye başlamasıyla, gecekondu sahipleri de bir anda çoğunluğu kaçak olarak inşa ettikleri için birer servet elde ettiler. Gecekonduları için bir, iki hatta üç daire alınca, kendilerini bir anda orta direğin üstünde bir yerlerde buldular. Tabi bir anda subkültür yaşamdan modern yaşama ayak uyduramayan gecekondu kültürü, kent yaşamının çağdaş kurallarına uyum sağlamakta güçlük çekmeye başladı. Gecekonduda yaşarken, ayın sonunu nasıl getireceğini düşünen insanlar, bir anda modern yapılaşma sürecinde, gecekonduları sayesinde inanılmaz servetlere kondular. Birer ikişer araba alarak, birer trafik canavarı haline gelmeye başladılar. Büyük şehirlerimizde bu kültür nedeniyle, çağdaş kent yaşamının en önemli unsurlarından olan, trafik düzeni keşmekeş bir hale aldı. Tabii sadece trafikle sınırlı değil büyük şehirlerdeki gecekondu kültürü, yaşamın neredeyse her alanında. Örneğin moda deyimle bir hipermarkete gittiğinizde bile, sizden önce kasaya gitmek için yarışan insanlara, reyonlar arasında gezerken alışveriş arabasını ayağınıza çarpanlara, tarlada gezer gibi dolaşan insanlara rastlamak mümkün.
AVRUPA ÇOK UZAK Avrupa Birliği'ne uyum sürecine ilk önce insanların modern kent yaşamına uyumuyla başlamak gerekir. Avrupa'nın herhangi bir şehrine gittiğinizde de aynı manzarayla karşılaşmak mümkün. Yıllarca Avrupa'da yaşamış biri olarak buna bir şahit oldum. Aynen bizim büyük şehirlerimizde olduğu gibi orada da yalnızca bizim yayalarımız kırmızı ışıktan geçmeye çalışmaktalar. Tabi bu kafa yapısıyla Avrupa bize çok uzak.
Esen kalın.
|