| |
Geri |
|
| |
 |
| Dilek ALTAY |
|
| Alışmayın, Yaşlanmayın! | |
| 05.01.2008 | |
| Sabah hep aynı saatte kalkıyor,aynı saatte evden çıkıyorsunuz. | |
|
| |
Apartmandan çıkarken aynı komşunuza selam veriyor,sokağın başında aynı yaşlı çifti ekmek almış dönerken görüyorsunuz. Serviste/otobüste hep aynı tarafa oturuyor,öğle aralarını hep gittiğiniz restoranda daha önce deneyip beğendiğiniz yemekleri yiyerek geçiriyorsunuz. Ayaklarınız sanki programlanmış gibi hep aynı sokaklardan geçerek ulaştırıyor sizi evinize. Ve akşamları hep oturduğunuz koltuğa oturup hep aynı şeyleri yapıyorsunuz. Ertesi sabah aynı senaryoyu aynı karakteri oynamaya başlıyorsunuz yeniden... Peki neden alışkanlıklarımıza bu kadar sıkı sıkıya bağlanıyoruz dersiniz? Değişikliğe direncimizin nedeni korku olabilir mi? Neden mi? Yaşlanmaktan... öyle ya değişim zamanın bir göstergesi. Dünyada ne kadar değişiklik olduysa o kadar zaman geçmiş demektir. Bir ateş topu halindeyken ne değişimler geçirerek bu hale geldi. Ama bu O'na 5 milyar yıla mal oldu. Saat,takvim,ay,yıl kavramları olmasaydı zamanın geçtiğini nasıl anlardık? Tabi ki değişimden. İşte bizi korkutan bu. Etrafımızda değişen her şey bize zamanın nasıl da aktığını gösteriyor. Biz de buna tepki olarak yaşamımızdaki birçok şeyin aynı kalmasını sağlıyoruz. Bunun sonucu da "Alışkanlıklarımız" Evet alışkanlıklarımız sayesinde yaşamımız kolaylaşıyor olabilir. Daha az düşünerek,daha az enerji harcayarak daha çok iş yapabiliriz. Örneğin işe gidiş gelişte her gün aynı yolu kullanıyorsanız şu yoldan mı,bu yoldan mı? Diye düşünmeniz gerekmez. Yanlış yola sapıp da yolunuzu uzatmanız da olası değil. Peki alışkanlıklarınız sayesinde yaşlanmayı geciktirebileceğiniz doğru mu?
Alıştığımız varlıklar ya da olaylar bize artık farklı etkileyici ve güzel görünmez. Hiç görmediğimiz bir şehirde tarihi ya da doğal güzellikler bizi etkiler,şaşırırız,hoşumuza gider,mutlu oluruz. Ancak burnumuzun dibinde dünyanın 7 harikasından biri olsa dönüp bakmayız. Çevremizdeki hatta kendi içimizdeki olaylara o kadar alışmışızdır ki artık güneşin doğması bizi mutlu etmez çünkü alışılmıştır. Belki bir gün birkaç saat geç doğsa o zaman mutlu oluruz !vücudumuzda gerçekleşen birçok hücresel faaliyetin laboratuar koşullarında gerçekleştirilmek istendiğinde çok yüksek sıcaklık gerektirdiğini,vücudumuzda da aynı şekilde olsa bir bomba gibi patlayacağımızı biliriz belki ama " Aaaa! Bak besinleri nasıl da enerjiye dönüştürdüm hem de 37 C vücut sıcaklığında" diye sevinmeyiz. Çünkü yıllardır vücudumuz bunu yapıyordur.alışmışızdır. sindirim sistemimizde bir sorun çıktığında bu sistemin işleyişine hayran olur ve eskisi gibi çalışmaya başladığında mutlu oluruz. Hepimizde az çok hipermetropluk var galiba,yakındayken göremediklerimizi uzaklaşınca fark edebiliyoruz. Yaşlanmak da bu olsa gerek. Fiziksel anlamda vücudumuzun gittikçe işlevini yitirmesi değil,yılların verdiği alışkanlıklarla her şeyin olağan gelmesi. "Deniz mi canım,deniz denizdir ha Marmara ha Ege,mavi su birikintisi işte." "Şu çam mı! Bildiğin ağaç işte" Hayatta gördükleriniz arttıkça,sizi şaşırtacak olanların sayısının azalması,her şeye alışılması,"beni artık hiçbir şey şaşırtamaz" duruşu yaşlanmanın ta kendisidir belki de. İnsan bir çiçeğe baktığında,üzerindeki şekillere,renklere,kokusuna hayran olabiliyor,bunun nasıl bir mucize olduğunu düşünüyorsa,bir kuşun kanat çırpmadan gökyüzünde süzülüşünü hayretle izliyorsa gençtir. Dünya'nın ve diğer gezegenlerin, yıldızların ve Ay'ın asırlardır aynı düzenle dönüyor olması bu mucizeyi sıradan,alışılmış yapmamalı.
"Bırakın gençleri dünyayı istedikleri gibi görsünler,yaşlanınca nasıl olsa olduğu gibi görecekler" diyor bir düşünür. Asıl gençler,dünyayı olduğu gibi tüm gizemleriyle mucizeleriyle ve güzellikleriyle görenler. İnsanlar yaşadıkça,gördükçe,alıştıkça,her şeye olağan,sıradan yaftasını yapıştırdıkça olduğundan daha kötü görmeye başlıyor dünyayı. Alıştığımız her şey yolculuk yaptığımız aracın camına yapışıyor ve o zaman renkler soluyor,görüntüler bulanıklaşıyor. Ve işte o zaman yaşlanıyor yüzler,kararıyor gönüller. Alışmayın ,yaşlanmayın...
|
| |
|
| |
|
|
|
| | yine etkileyici olmuş |
| iyi bir gözlemci olduğunu söyleyebilirim. ancak istesek de istemesekde, sevsek de sevmesek de yaşlanmak, zamanın ellerimizden kayıp gitmesi ...  |
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
ANKET |
|
|
|
|
|
|
|
|